MEMLEKETÇİ SANAYİCİ VE İŞ ADAMLARI DERNEĞİ
"MİSİAD Türkiye'nin Dünyaya Açılan Milli Gücü"

AHİLİK NEDİR?

Ahilik, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kurucusu Ahi Evran'dır ve kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. 

Ahilik kelimesinin kökeni

Ahi kelimesinin kaynağı ile ilgili birbirinden tamamen farklı iki görüş bulunmaktadır. Birinci görüşe göre; Ahi kelimesinin kaynağı 

Türkçe

 olup, "akı" kelimesinin 

Anadolu

'daki söyleniş tarzından doğmaktadır. Ahi, kelimesinin Türkçe olduğunu ileri süren araştırmacılara göre Ahi, kelimedeki "k" harfinin "h" olarak telaffuz edilmesinden ileri gelmektedir. Nitekim, Anadolu'da "k" harfinin "h" ve "ğ" şeklinde telaffuz edildiği bilinmektedir. Örnek olarak, okumak, bakmak yerine okumah, bahmah veya okumağ, bakmağ denilmektedir. Buna göre Ahi kelimesi "cömert, eli açık" anlamlarına gelen "akı" kelimesinin "h" sesi ile okunmasından türemiş ve terimleşmiş bir kelimedir. 

Ahi kelimesinin reisler (başkanlar, liderler) için kullanılması, onun Türkçe "akı" kelimesindeki ses değişikliğiyle oluştuğu görüşünü kuvvetlendirmektedir. Nitekim, Ahi kurumunda reislere Ahi, diğerlerine feta, fityan denilmektedir. 

Ah, kelimesini araştıranların bir kısmı ise; kelimenin Arapça' dan Türkçe'ye geçtiğini ileri sürmektedirler. Bu görüşe göre Ahi, "erkek kardeş" anlamına gelen "ah" kelimesinin sonuna birinci tekil şahıslar için kullanılan ve sahiplik ifade eden "ye" zamirinin bitişmesinden oluşan bir kelimedir. Ahi kelimesi bu haliyle "kardeşim" anlamındadır. İkinci görüş benimseyenlerden biri olan Hüseyin Kazım Kadri, Ahi kelimesinin Arapça olduğunu şöyle açıklamaktadır: "Ahi Arapça isim, Ahu yerinde "ahi" kardeş, birader, yar, dost, cemi (çoğul) "ihvan" kardeşler, dostlar, bir tarikata ve mesleğe tabi olanlar". 

Ahi, kelimesine, Türkçe-Arapça Lugat'ta da Hüseyin Kazım Kadri'nin verdiği anlamın yüklendiği görülür. Yine, Kur'an-ı Kerim incelendiğinde Ahi kelimesinin sahiplik ifade eden zamir ile birlikte tekil veya çoğul olmak üzere kırkdört ayette geçtiği görülür. 

Ahi kelimesinin, fütüvvetnamelerdeki ve Anadolu'da yaşamış bulunan Ahilerin bırakmış oldukları vakfiyelerdeki yazılış şekli de ikinci görüşü desteklemektedir. 

İbn Batuta seyahatnamesinde geçen, "Müfredi (tekil) "Ah" kelimesinin birinci tekil şahıs şeklinde söylenmesinden meydana gelmiştir" ifadesi de ikinci görüşü kuvvetlendirmektedir. 

Ahi kelimesiyle ilgili olarak her iki görüşün de geçerli ve tutarlı yönleri bulunmaktadır. Ahi kelimesinin, cömert, eli açık anlamına gelen "akı" kelimesinin Anadolu'da "h" sesiyle okunması görüşü doğru olabileceği gibi diğer görüşün de yabana atılamayacağı görülmektedir. 

Gölpınarlı bunu şu biçimde izah eder: 



"Ahi kelimesi, Arapça'da 'kardeşim' demektir. 457 Hicride (1065) ölen şeyh Ferec-i Zincani ile 736'da (1336) ölen Alaü'd-Devle halifesi Aliyy-i Mısri'nin "Ahı" lakabıyla anıldıklarına ve bu kelimenin, oldukça eski fütüvvetnamelerde geçtiğine, nihayet fütüvvet ehlinin birbirini kardeş saydıklarına ve Melamilerde 'Filan şeyhin muridi' yerine 'Filanın ihvanından' sözünün kullanıldığına bakılırsa bu sözün Arapça'dan geldiği hakkındaki fikir ve mülahaza da reddedilemez." 

Ahi kelimesinin, aynı zamanda tasavvufla ilgili oluşu, iki görüşün de doğru olduğunu göstermektedir. Çünkü; cömertliğe, el açıklığına, mertliğe dayanan Ahilik kurumunun vazgeçilmez kurallarından biri de, üyelerinin birbirini kardeş görmeleridir. Müslümanlar birbirlerini tarih boyunca hep kardeş olarak görmüşlerdir. Kardeşleştirmenin ilk uygulamasının Hz. Muhammed döneminde gerçekleştirildiği bilinmektedir. 

Ahi, Kur'an-ı Kerim'de geçtiği şekilde kullanılmış, ancak Türk'e has bir terim haline gelmiştir. Kardeşlik, cömertliğe, yardımlaşmaya ve dostluğa dayanan bir duygudur. Kardeşlik, sadece bir anadan doğmadan ibaret değildir. 

Görüşlerini Kur'an ayetleri ile desteklemeye ve açıklamaya çalışan tasavvuf akımları, özellikle kişiler arasındaki düşmanlıkların kalkmasını ve yerine kardeşlik duygusunun hakim olmasını, teşvik eden ayetleri kaynak alırlar.